Türk Eğitim Sen 8. Olağan Merkez Genel Kurulu, coşku içinde gerçekleştirildi. Türk Eğitim Sen Genel Başkanı Talip Geylan yeniden güven tazeleyerek, Genel Başkanlığa seçildi.
Sendikanın 8. Olağan Merkez Genel Kuruluna; Milli Eğitim Bakanı Prof. Dr. Yusuf Tekin, Yusuf Tekin, MHP Genel Başkan Yardımcısı ve Ankara Milletvekili Yaşar Yıldırım, TBMM Sağlık, Aile, Çalışma ve Sosyal İşler Komisyonu Başkanı ve Adalet ve Kalkınma Partisi Ankara Milletvekili Vedat Bilgin, MHP Genel Başkan Yardımcısı ve Samsun Milletvekili İlyas Topsakal, MHP Genel Sekreter Yardımcısı ve Çorum Milletvekili Vahit Kayırıcı, MHP Genel Başkan Başdanışmanı Eyüp Yıldız, MHP Genel Başkan Başdanışmanı Ruhi Ersoy, MHP MYK Üyeleri Seçkin Odabaşı, İbrahim Özbay, Özer Karakayacı, Alp Giray Erdemir, Kürşat Azkur, Alparslan Türkeş Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Adnan Sözen, Türkiye Kamu Sen Genel Başkanı Önder Kahveci, TÜRKAV Başkanı Ebubekir Korkmaz, İLKSAN Yönetim Kurulu Başkanı İsa Barış, Türk Kadın Hareketi Derneği Genel Başkanı Mine Bayram, TİSAV Genel Başkanı Yurt Koç, Kerkük Türkmeneli Ülkü Ocakları Genel Başkanı Murat İmadeddin Türkmen, Kazakistan Eğitim Bilim ve Yükseköğretim Çalışanları Sendikası Genel Başkanı Aygül Mukaşeva, Azerbaycan İlim ve Tahsil İşçileri Sendikası Genel Başkanı Araz Paşayev, Kırgızistan Cumhuriyeti Eğitim ve Bilim Çalışanları Sendikası Genel Başkan Yardımcısı Aybek Kudaykulov, Türkiye Kamu Sen’e bağlı sendikaların genel başkan ve yönetim kurulu üyeleri, sivil toplum kuruluşlarının yönetici ve temsilcileri ile birçok isim katıldı.

Talip Geylan: Türk Eğitim Senliler için sadece bir hizmet kolu değil; Türk milletinin kaderini belirleyen en temel güçtür.
Genel Kurul’un açılışında konuşan Türk Eğitim Sen Genel Başkanı Talip Geylan; eğitimin, sadece bir çalışma alanı ya da bir meslek grubu değil; insanlık tarihiyle yaşıt bir medeniyet inşası olduğunu söyleyerek, “Devletleri ayakta tutan, milletleri uygarlık seviyesine çıkaran; ham gücü akla, bilgiyi üretime, toplumu geleceğe dönüştüren en temel uğraş, eğitimdir. Bu nedenle ‘Türk eğitimi, Türk milletinin geleceğidir’ derken, sadece bir temenniyi değil, bir hakikati dile getiriyor, eğitime verdiğimiz değer; çocuklarımıza, yarınlarımıza ve ülkemizin istikbaline verdiğimiz değerin ölçüsüdür diye haykırıyoruz” dedi.
Gelişmiş ülkelerin, bugünkü gücüne insan kaynağını yetiştiren eğitim sistemlerine yaptıkları uzun vadeli yatırımlarla ulaştığına dikkat çeken Geylan, “Başöğretmenimiz Atatürk’ün “Öğretmenler! Yeni nesil sizin eseriniz olacaktır” sözü, işte bu gerçeğin en açık ifadesidir. Bir ülkenin en büyük serveti insandır; insanı yücelten, insanı çağın iddiasına taşıyan ise eğitimdir. İşte biz, tam da bu yüzden, eğitimi bir “gündem maddesi” değil, bir “istiklal ve istikbal meselesi” olarak görüyor; eğitim çalışanlarının alın terini, Türkiye’nin yarınlarına vurulmuş en güçlü mühür kabul ediyoruz.
İşte bu yüzden eğitim, Türk Eğitim Senliler için sadece bir hizmet kolu değil; Türk milletinin kaderini belirleyen en temel güçtür. Yarınlarımız için yakılan ışık, memleketin ufkunu aydınlatacaktır. Eğitim çalışanının emeği, ülkenin yarınını yoğuracaktır” diye konuştu.
Eğitimin güçlenmesinin Türkiye’nin güçlenmesi anlamına geldiğini kaydeden Genel Başkan Geylan, “Türk milletinin söz konusu olduğu her durum ve koşulda, yönünü Türk milletinden yana belirleyen Türk Eğitim-Sen, milletimizin vicdanında kök salan bir teşkilattır. Bu teşkilat; ilkelerini rüzgâra göre değiştirenlerin değil, istikametini değerlerine göre belirleyenlerin sendikasıdır. Bizim duruşumuz, günü kurtaran hesapların değil; hak, adalet, liyakat ve haysiyet çizgisinin timsalidir. Eğitim çalışanının alın terini korumayı, yalnız bir sendikal görev değil, millete karşı bir sorumluluk sayarız. Çünkü biliyoruz ki, eğitim güçlenirse Türkiye güçlenir, eğitim çalışanı huzur bulursa gelecek aydınlanır.
Türk Eğitim-Sen; eğitim çalışanının derdini ‘gündelik bir şikâyet’ sananlara karşı, o derdi “milli bir mesele” olarak görenlerin teşkilatıdır. Çünkü eğitim meselesi, gelecek meselesidir, devletin beka meselesidir. Biz bu yüzden, her şart altında eğitim çalışanın yanında durmayı bir tercih değil, bir ahlak meselesi sayarız.
Bizim sendikal istikametimizi tayin eden; ne köhne ideolojilerin fantezileri, ne de konjonktürle politikaların rüzgârlarıdır. Bizim duruşumuzu besleyen tek kaynak; sadakatle bağlı olduğumuz Türkiye Cumhuriyeti’nin ilkeleri, mensubu olmaktan gurur duyduğumuz aziz milletimizin değerleri ve eğitim çalışanlarının hak ve talepleridir” diye konuştu.
Öğretmenin güçlenmeden eğitimin güçlenmeyeceğini, üniversitelerin güçlenmeden bilimin güçlenmeyeceğini kaydeden Genel Başkan Geylan, şunları kaydetti: “Türkiye Kamu-Sen’i ve Türk Eğitim-Sen’i güçlü yapan şey, yalnızca itiraz etmek değildir; biz itirazı bilgiyle büyütür, ortak akılla derinleştirir, kalıcı çözümlere dönüştürürüz.
İşte bu yüzden sendikal duruşumuzu, sahadan aldığımız sesi bilimle ve istişareyle birleştiren büyük programlarla tahkim ediyoruz. Öğretmenlerimizin, idarecilerimizin, akademisyenlerimizin ve idari personelimizin görüşlerini alarak yürüttüğümüz Tevhid-i Tedrisat’ın 100. yılı çalıştayıyla millî eğitimin kurucu ruhunu yeniden hatırlattık; ülkemizi Türk Asrına taşıyacak olan Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli üzerine yaptığımız izleme ve değerlendirme çalışmalarımızla uygulamanın sahadaki karşılığını konuşup, güçlü yanları tahkim edecek, aksayan yerleri düzeltecek bir irade ortaya koyduk; Türk Dünyası Eğitim Kurultayı’yla gönül coğrafyamızın eğitim idealini teşkilatlı bir dayanışmaya dönüştürdük.
Biz, bağıran değil, iş yapan; şikâyet eden değil, üreten; sadece konuşan değil, sonuç alan bir sendikal çizgiyi temsil ediyoruz. Bizim itirazlarımız kuru bir serzeniş değildir; rapora dönüşür, çalıştaya dönüşür, kongreye dönüşür; sahada karşılığı olan, masada sonuç doğuran bir iradeye dönüşür.
Bu çizgi, yalnızca hak arama çizgisi değildir; aynı zamanda bir medeniyet iddiasıdır. Türk Eğitim Sen, eğitim meselesine bugünün dar çerçevesinden değil tarihin kökünden ve istikbalin ufkundan bakışın adıdır. Biliyoruz ki, eğitim; ortak kimliğin, ortak vatandaşlık şuurunun ve ortak medeniyet iddiasının taşıyıcısıdır. Bu taşıyıcı zayıflarsa ortak hafıza zayıflar; ortak hafıza zayıflarsa milli irade zayıflar.
Atatürk’ün “Türkiye Cumhuriyeti’nin temeli kültürdür” sözünü biz tam da bu yüzden bir istikamet cümlesi olarak okuruz; çünkü kültürün yolu eğitimden geçer. Bu yolda öğretmenin itibarı, akademisyenin emeği, idari personelin alın teri, yöneticinin sorumluluğu bir bütündür; biri eksik kalırsa sistemin çökeceği unutulmamalıdır.
Öğretmen güçlenmeden okulun güçlenmeyeceğini biliriz; üniversite güçlenmeden bilimin güçlenmeyeceğini biliriz.
Bu yüzden Türk Eğitim-Sen, milletimizin vicdanına yaslanan bir teşkilat olarak; eğitim çalışanının hakkını korumayı sadece sendikal bir görev değil, Türkiye’nin yarınlarına karşı bir sorumluluk olarak görür. Biz bu sorumluluğu, dün olduğu gibi bugün de kararlılıkla taşıyoruz, taşımaya da devam edeceğiz.”
Kamu yönetimini tahakküm altına almaya çalışan her türlü paralel yapının karşısında durduklarını kaydeden Geylan, “Gönül coğrafyamıza dönük faaliyetlerimiz; sendikal kimliğimizin en anlamlı yüzlerinden biridir. Uluslararası Avrasya Eğitim Sendikaları Birliği çatısı altında; Türk Dünyası’ndaki kardeş sendikalarla yürüttüğümüz müşterek çalışmalar, temsilciler kurulu toplantıları, bilimsel kongreler, çalıştaylar ve büyük kurultaylar; ortak geleceğimizi eğitimle kurma kararlılığımızın tezahürüdür. Şunu açıkça ifade ediyorum: Toplamda yaklaşık 2,5 milyon üyeye sahip kuruluşların bir araya geldiği UAESEB, Türk Dünyası idealinin teşkilatlı iradeye dönüşmüş halidir. Bu irade; Kerkük’teki soydaşımızın da, Suriye’deki Türkmenin de, Kıbrıs’taki Türk’ün de, Balkanlardaki kardeşimizin de yüreğine dokunan bir iradedir. Bizim derdimiz yalnızca bugünün kazanımı değildir; bizim derdimiz, Türk dünyasının her köşesinde varlığını, kültürünü, dilini ve eğitimle yükselen geleceğini korumaktır. Bütün bu faaliyetlerin arkasında bir sendikal ahlak vardır. O ahlakın adı; haysiyettir. O ahlakın adı; liyakattir. O ahlakın adı; emaneti ehline vermektir.
Biz, kamu yönetimini tahakküm altına almaya çalışan her paralel hevesin karşısında durduk. Kamu gücünü kişisel çıkarına alet edenlere karşı ses yükselttik. Ama bunu yaparken, eleştirilerimizin devlet düşmanlığına tahvil edilmesine, taleplerimizin siyasal taarruzlara malzeme edilmesine de asla izin vermedik. Biz, bir taraftan hukuk zemininde her türlü demokratik mücadelemizi verirken, diğer taraftan devletin saygınlığının, “kocaman makamlara oturmuş bir kısım küçük adamlar” için feda edilmesine de asla müsaade etmedik. Evet, belki zaman zaman ezildik, yorulduk, zorlandık; ama devletin onurunu kimseye ezdirmedik. İşte bu duruş, Türk Eğitim-Sen’in mümtaz karakterinin en somut işaretidir.” ifadelerini kullandı.
Liyakatin önemine dikkat çeken Genel Başkan Geylan, sözlerini şöyle sürdürdü: “Bugün artık eğitim çalışanlarının sorunları ağırlaşmış, sahada yük büyümüştür. Geçim meselesi birinci gündemdir. Eğitim çalışanı enflasyon karşısında eriyen ücretlerle, artan hayat pahalılığıyla mücadele ediyor. Emeklilikte yaşanan kayıplar, gelecek kaygısını derinleştiriyor.

Biz, bu tabloyu reddediyoruz! Ücrette adalet sağlanmalıdır. Emeklilikte güvence büyütülmelidir. Çünkü ekonomik kaygı büyürse adanmışlık düşer; güdülenme düşerse hizmet kalitesi düşer.
Bir mühim mesele, iş yükünün artmasıdır. Zamanımızın gereği olan dijitalleşme, işi kolaylaştırmak için yapılır; ancak eğer bürokratik yükler işleyişi zorlaştırıyorsa orada sistem yanlış çalışıyor demektir. Görev tanımları net olmalı; işlevsel olmayan ilave işler kaldırılmalı; zorunlu kılınan her ek iş ya ücretle karşılanmalı ya da mevzuatta açık biçimde düzenlenmelidir. Eğitim çalışanı, adeta bir joker memur gibi, “her işi yapar” denilerek sınırları belirsiz bir yükün altına sokulmamalıdır.
Diğer bir husus da, liyakat ve kariyer adaletidir. Öğretmenlerimizin kariyer basamaklarında büyük oranda beklenti karşılanmış olsa da hizmet süresinin düşürülmesi, tazminatların emekliliğe yansıtılması gibi eksiklikler giderilmelidir. MEB teşkilatında görev yapan idari personelimiz için görevde yükselme ve unvan değişikliği süreçleri düzenli takvime bağlanmalı; sınavlar gecikmeden yapılmalı; kadro planlaması yeterli olmalı; sistemi geçici görevlendirmelerle yürütme alışkanlığı terk edilmelidir.
Genç akademisyenlerin gelecek kaygısını azaltılarak, bilimsel desteklerin artırılması gerektiğini kaydeden Geylan, “Üniversite idari personelimiz için de aynı şekilde kariyer yolları açılmalı; görevde yükselme ve unvan değişikliği süreçleri düzenli, şeffaf ve denetlenebilir hâle getirilmelidir.
Özellikle sözleşmeliler ve üniversite çalışanlarımız açısından bir başka hayati konu, yer değişikliği ve aile birliğidir. İnsan hayatı sadece işten ibaret değildir. Özellikle aile yılında aile birliği, sağlık mazereti, can güvenliği gibi gerekçeler karşısında personeli çaresiz bırakan düzenler sürdürülemez. Şeffaf kriterler, takvimli uygulamalar, hakkaniyetli çözümler hayata geçirilmelidir. Akademisyenlerimizin emeği de güçlendirilmelidir. Bilim insanı yoksullaşırken bilimsel üretimden, araştırmadan, yenilikten söz edemeyiz. Unutulmamalıdır ki, genç akademisyenlerin gelecek kaygısını azaltmak, bilimsel destekleri artırmak, akademik emeği korumak; Türkiye’nin rekabet gücünü korumaktır.
Bu sorunların çözümü için cesur, kararlı ve ahlaklı sendikacılık şarttır. Bu yüzden Türk Eğitim-Sen ve Türkiye Kamu-Sen yeniden yetkili olmalıdır” diye konuştu.
Türk Eğitim Sen’in öğretmenin hakkını savunan, akademisyenin emeğini koruyan, idari personelin sesini duyan, tüm eğitim çalışanlarının alın terini sahiplenen iradenin adı olduğunu bildiren Geylan, sözlerini şöyle sürdürdü: “Sözümün başında ifade ettiğim gibi, bu teşkilat güçlüdür; çünkü arkasında adanmışlık vardır, emek vardır, alın teri vardır. Bu salonda gördüğümüz, sadece bir kongre manzarası değildir; bu bir kararlılık manifestosudur. Bu, bir “yarın” tasavvurudur. Ve bu itibarla buradan bütün Türk Eğitim-Sen teşkilatı adına açıkça söz veriyorum:
Eğitim çalışanları rahat olsun; Türk Eğitim-Sen bugüne kadar olduğu gibi bundan sonra da ilkeli, kararlı ve ahlaklı sendikal istikametinden zerre-i miktar taviz vermeden mücadelesini sürdürecektir. Türk Eğitim-Sen yalnızca bir sendika değil; bir iradenin adıdır. Bu irade; öğretmenin hakkını savunan, akademisyenin emeğini koruyan, idari personelin sesini duyan, tüm eğitim çalışanlarının alın terini sahiplenen iradedir. Bu irade; hukuku, adaleti, liyakati ve hakkaniyeti esas alan iradedir.”
Talip Geylan: 21. yüzyılın Türk asrı olması için çalışma yolunda kararlı olacağız
Türk Eğitim Sen’in, önümüzdeki döneme dair hedeflerini sıralayan Genel Başkan Geylan; şunları söyledi:
"Masada da sahada da kararlı olacağız.
Ücrette adalet için kararlı olacağız.
Kadrolu ve güvenceli istihdam için kararlı olacağız.
Emeklilikte güvence için kararlı olacağız.
Öğretmenlerimizin mesleki itibarını korumak için, kariyer basamakları düzenlemesindeki eksikliklerin giderilmesi için kararlı olacağız.
Ataması yapılmayan öğretmenlerimiz için kararlı olacağız.
Birinci dereceye inmiş tüm memurlarımıza 3600 ek gösterge verilmesi için kararlı olacağız.
Yardımcı hizmetlilerin kadro mücadelesinde kararlı olacağız.
MEB ve üniversite personelimizin görevde yükselme ve unvan değişikliği süreçlerinde takvim, şeffaflık ve liyakat için kararlı olacağız.
Çalışanlarımızın yer değişikliği ve aile birliği için kararlı olacağız.
Akademik emeğin güçlenmesi için kararlı olacağız.
YÖK personelimizin kariyer ve özlük hakları için kararlı olacağız.
Türk Dünyası’nın her köşesinde yapılacak eğitim faaliyetleri için kararlı olacağız.
21. yüzyılın Türk asrı olması için çalışma yolunda kararlı olacağız.
‘Varlığım Türk varlığına armağan olsun’ yeminiyle hamuru yoğrulmuş Türkiye sevdalıları olarak; milletimizin ve devletimizin ihtiyaç duyduğu her koşulda, sağımıza solumuza “Kim var?” diye bakmadan “Biz varız!” diyerek, her türlü hayasız akına karşı göğsümüzü seve seve siper etmeye devam edeceğiz.” diye konuştu.
Talip Geylan: Türlü zorluklar, yokluklar ve imkansızlıklarla mücadele ederek bu zamana gelen sendikamız, hamdolsun bugün artık, eğitim çalışanlarının güven kapısı, gerçek sendikacılığın adresi ve büyük bir itibarın sahibi olmuştur.
Geçmişi yaşamayanların ya da geçmişte yaşananları bilmeyenlerin bugünün kıymetini anlayamayacaklarını bildiren Geylan, “Üyelerimizin helal alın teriyle büyüyen sendikamız, bugün kurumsal hüviyetiyle, 102 şubesinin kendi mülküyle, 123 şubesinin hizmet aracıyla, 137 yataklı misafirhanesi ve 528 kapasiteli üniversite öğrenci yurduyla üyelerimize ve üye yakınlarına hizmet etmektedir.
Bunun yanı sıra şükürler olsun ki, sadece üyelerimizin değil, tüm eğitim çalışanlarının güven duyduğu, işaret beklediği, istikametini tayin ettiği büyük bir sendikal itibarın sahibiyiz. Ancak, 1992’de kurulan sendikamız, bugünlere kolay gelmedi. Türlü zorluklar, yokluklar ve imkansızlıklarla mücadele ederek bu zamana gelen sendikamız, hamdolsun bugün artık, eğitim çalışanlarının güven kapısı, gerçek sendikacılığın adresi ve büyük bir itibarın sahibi olmuştur.
Her zaman söylüyorum; geçmişi yaşamayanlar ya da geçmişte yaşananları bilmeyenler bugünün kıymetini anlayamaz. Bu nedenle, kuruluşumuzdan bu yana sendikal mücadelemize her kademede emek veren tüm büyüklerimizi, arkadaşlarımızı minnet ve şükranla anıyorum. Sonsuzluğa uğurladığımız yol arkadaşlarımızı Fatihalarla yâd ediyorum.” dedi.
Talip Geylan; Sizler, “Türkiye varsa, ondan sonra gelen her şeyin ancak bir anlamı vardır” diye haykıran inanmışlarsınız.
Türkiye varsa, ondan sonra gelen her şeyin ancak bir anlamı olduğunu kaydeden Geylan; şöyle konuştu: “Her birimizi onurlandıran bu başarının asıl sahibi, hiç şüphesiz, teşkilatımıza ihlas ve fedakârlıkla gönül veren siz kıymetli emektarlarımızdır. Türk Eğitim Sen’i adam gibi sendikacılığın adresi ve sendikal mücadelenin amiral gemisi kıldığınız için hepinize teşekkür ediyorum, her birinizle gurur duyuyorum. Sizler, sadece haysiyetli bir sendikal hareketin değil; aynı zamanda mensubu olmaktan şeref duyduğumuz büyük Türk Milleti adına ses veren, söz söyleyen milli bir sivil toplum kuruluşunun taşıyıcılarısınız. Sizler, ‘Türkiye Sevdamız, Ekmek için kavgamız’ diyerek, sendikal gayretlerinizin önüne memleket sevdasını koymuş olan adanmışlarsınız. Sizler, ‘Türkiye varsa, ondan sonra gelen her şeyin ancak bir anlamı vardır’ diye haykıran inanmışlarsınız. Sizin aklınızda, dilinizde, gönlünüzde her daim Türkiye var! Çünkü sizin için Türkiye; Atatürk’tür, Türkçe’dir, ay yıldızlı al bayraktır, İstiklal Marşı’dır, devletin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğüdür, laik sosyal hukuk devleti anlayışıdır, eğitim dilinin yalnızca Türkçe olduğu şuurudur, Anayasamızın 66. Maddesinde anlamını bulan milli kimlik anlayışıdır. Onun için sizin şiarınız, her daim ‘Türkiye Sevdamız Ekmek İçin Kavgamız’ olacaktır.”
Talip Geylan: Birliğimizi daha da pekiştirecek, sendikamızı daha da büyütecek, mücadelemizi daha da güçlendirecek yeni bir dönemi hep birlikte başlatıyoruz.
Genel Başkan Talip Geylan sözlerini şu şekilde tamamladı: “Hepimiz, “Sağ Elime Güneş’i Sol Elime Ay’ı Verseler Yine de Davamdan Vazgeçmem” teslimiyetiyle aynı ülkünün neferleriyiz. O hâlde birliğimizi daha da pekiştirecek, sendikamızı daha da büyütecek, mücadelemizi daha da güçlendirecek yeni bir dönemi hep birlikte başlatıyoruz. Ve buradan hep birlikte bir kez daha haykırıyoruz:
Herkes sussa Türk Eğitim-Sen susmaz!
Herkes vazgeçse Türk Eğitim-Sen vazgeçmez!
Herkes geri dursa Türk Eğitim-Sen geri durmaz!
Bu duygu ve düşüncelerle; genel kurulumuzun teşkilatımıza, eğitim çalışanlarımıza, ülkemize ve Türk Dünyası’na hayırlar getirmesini diliyor; hepinizi saygı, muhabbet ve hürmetlerimle selamlıyorum. Sağ olun, var olun. Ne mutlu Türk’üm diyene!”

YÖNETİM KURULU
Türk Eğitim-Sen 8. Olağan Merkez Genel Kurulu’nda mevcut yönetim şu isimlerden oluştu:
Talip Geylan Genel Başkan
Selahattin Dolgun Genel Sekreter
Mahmut Sunay Kabayel Genel Başkan Yardımcısı (Teşkilatlandırmadan Sorumlu)
Orhan Kütük Genel Başkan Yardımcısı (Mali İşlerden Sorumlu)
Hüsami Erten Genel Başkan Yardımcısı (Eğitim ve Sosyal İşlerden Sorumlu)
İrfan Kılınçer Genel Başkan Yardımcısı (Mevzuat ve Toplu Sözleşmeden Sorumlu)
Fatih İşcan Genel Başkan Yardımcısı (Dış ve İlişkiler ve Basından Sorumlu)
178 konfederasyon delegesinin seçildiği genel kurulda diğer zorunlu organlar şöyle oluştu:
Denetleme Kurulu (Asil): Mürsel Özata, Mustafa Deviren, İsmail Kılınç, Veli Şahan, Metin Ercan.
Disiplin Kurulu (Asil): Güngör Bağ, Coşkun Kaya, Fevzi Şahin, Durdu Mehmet Girgeç, Ozan Ağadedeoğlu.