Niyazi TUNCER / CAN MAMAK


Dava adamı olmak!

"-Dava adamı olmak için, önce adam olmak lazım. Dava öğretilir ama adamlık öğretilmez" diyor Cennetmekan Başbuğ Alparslan Türkeş!


"-Dava adamı olmak için, önce adam olmak lazım. Dava öğretilir ama adamlık öğretilmez" diyor Cennetmekan Başbuğ Alparslan Türkeş!

Adamlık öğretilemiyorsa o zaman bu değer doğuştan gelmeli, mayada olmalı, soya çekmeli.

İnsanlar aynı dönemde yetişmişler, aynı imkanlarla hayatlarını idame ettirmişler; varlığı yokluğu ve her türlü zorluğu birlikte yaşamışlar fakat aynı iş ve işlemlerde farklı tavır ve duruş sergilemişlerdir.

Yakın tarihimize şöyle bir bakacak olsak ülkemizin, devletimizin ve milletimizin yaşadıkları bizlere ebedi unutamayacağımız derslerle doludur.

İçinde bulunduğumuz "Zafer Haftası" yüce Allah’ın bizlere verdiği en güzel nimet... Dünya durdukça faydalanacağımız, hiçbir zaman sönmeyecek ilahi bir ışık.

Sultan Alparslan 1071'de bir Cuma günü "Ölürsem şehit kalırsam gazi" inancı ile Anadolu'ya giriyor. Kadere bakın ki, neredeyse bin yıl sonra bütün dünyanın birleşip necip Türk milletini Anadolu'dan söküp atmaya çalıştığı zaman da; aynı ruh ve aynı imanla "Ölürsek şehit kalırsak gazi" inancı ile Anadolu’nun her bir köşesindeki her bir fert birlik ve beraberlik içinde ölüm kalım mücadelesi veriyor.

Anadolu'da verilen bu kutsal mücadele sırasında elbette ruhunu kaybeden, kendi nefsinin kölesi olanlar da çıkmıştır aralarından...

İhanetin en acımasızlığı cahilliğin kör karanlığı kasıp kavururken yurdun her bir yanını Gazi Mustafa Kemal Paşa ve silah arkadaşları omuzlarına yüklenen bu tarihi sorumluluğu hakkıyla yerine getirmek için aynı ruh ve iman ile Türk milletini ayağa kaldırıyor! 
"-Ben sizlere taarruz emretmiyorum. Ölmeyi emrediyorum" diyerek milletine olan güvenini ve imanını ortaya koyuyordu.

Peygamber Efendimiz de bir hadisi şeriflerinde "Birbirlerini sevmekte, birbirlerine merhamet etmekte ve birbirlerine şefkat göstermekte mü’minlerin durumu, insan bedenine benzer. Ondan bir uzuv rahatsızlandığında, bedenin diğer uzuvları uykusuzluk, ağrı ve ateşle ona ortak olurlar.’’ diye buyurmuyor mu?

Ayak bastığı toprağı cennet bahçesine çeviren, kurduğu devleti de huzur yuvası haline getiren işte bu bilinçtir.

Cennet mekan Seyyid Ahmet Arvasi de şu güzel tespiti sunuyor bizlere ve diyor ki;
"Hak ile batılın, doğru ile yanlışın, iyi ile kötünün, güzel ile çirkinin, helâl ile haramın tam ortasına konan Ademoğulları, tercihlerinden sorumlu tutulmuşlar. Artık, onlar belli bir yaştan sonra bütün ömürleri boyunca kendilerini daima 'çatallı bir yol ağzında' bulacaklardır. 'Şerrin cazibesi' ile boğuşarak 'Hayrı' elde etmek imtihanına katılacaklardır.”

Böyle zorlu zamanlarda çıkıyor demek ki... İşte, böylesi durumlardaki tavır ve duruşları da insanın adamlığını ve kişiliğini belirliyor.

Cehaletin kör karanlığından kurtulmak için; insan olmak...

Satmadan, satılmadan, ihanete katılmadan; adam olmak.

Allah yolunda yürüyebilmek için; dava adamı olmak.

Dilek ve temennisi ile…

YAZARLAR